Diyorum ki çok çay içelim,uzun uzun susalım
Gözlerinde duralım sonra bir şiirlik uçurum
Tek ayak üzerinde beklerse yorulur mu dünya ?
Savaş soğuk, kuşlar güzel, Allah büyük.
-Güven Adıgüzel
merhaba. ben aslında kocaman gözüksem de küçük bir kızım. çok şey yaşamadım ve yaşamak da istemiyorum. insanların bana “büyüdün artık” demelerinden nefret ediyorum. canımın istediği gibi -bazen de bok gibi- giyinmeye bayılıyorum. canım sıkkın olunca çevremde kimse olsun istemiyorum ama insanlar ilgi göstermeyince de onlara kırılıyorum. en kötüsü de insanlara çok çabuk güveniyorum. arkadaş diye diye nicelerini kalbimin üst odacıklarına yerleştirdim, onlara çeyizlerimi göstermeye çalıştım. ama sıkılan hep onlar oldu. beni kimse sevemedi tam anlamıyla. herkes için ayrı ayrı sıfatlarım vardı ama kimse için best friend/s olamadım. buna çok üzüldüm belki de ben insanları kendimden uzaklaştırıyorum, belki de gerçekten malın önde gideniyim ama ben de sıkıldım artık. beni yargılamadan dinleyecek o benim şanslı arkadaşımı hasretle bekliyorum. bu sadece arkadaş ilişkilerimde değil gönül işlerinde de aynısı oldu. BİLİYORUM ODUNUM. ama benim de kalbim var ben de insanım (dırırıırırırm) bazen ben de gönülden sevmek istiyorum. birinin peşinden hiç düşünmeden gitmek istiyorum. ama bunu buraya yazarken bile saçma geldi bana. karşımda kimsecikler kendini olduğundan üstün ya da alçak göstersin istemiyorum. sadece kendisi olmak deyimini yerli yerinde kullansın. ben artık çekidüzen istiyorum. çok sevdiğim arkadaş/larım olsun bi adamı çok seviyim istiyorum. biliyorum çok şey istiyorum ama bu da benim zaafım sanırım. yalnızlıktan, geçici arkadaşlıklardan sıkıldım. insanların olduğu gibi içlerinden gelerek bana sevgi göstermelerini istiyorum. inanın o zaman ben de bir başkasının doğru insanı olabilirim ya da gerçek dostu. ama bana bir sepet dolusu maskeyle gelen insanlarla ıı-ııh, olmaz. bunu okuyan seni çok seviyorum.
Klaus Baudelaire, the middle child, loved books. Or, rather, the things he learned from books. The Baudelaire parents had an enormous library in their mansion. A room filled with thousands of books on nearly every subject. And nothing pleased Klaus more than spending an afternoon filling up his head with their contents.









